D.H Lawrance – Lady Chatterley’in Sevgilisi
Lady Chatterley’in Sevgilisi 1928 de ilk baskısı yapılan roman, müstehcen bulunduğu için yasaklanmıştır. Ardından tarihin en uzun sansür davalarından birisine konu olmuştur. Roman, çevirmenin değerli kritiğiyle başlar. Çevirmen, romanın evrensel değerini ve genel hatlarını ciddiyetle anlatır. Tatmin edici ve merak uyandırıcı bir bilgilendirme dili kullanır. Roman, cinselliğe cesur bir bakış açısı getiren bir girişle başlar. […]
Julio Cortázar – Seksek
Sek Sek Cortâzar – SEKSEK 1. DOSYA Sadece 1. ve 2. Bölüm Dünya edebiyatının nadide bir çiçeğidir Seksek romanı. Kendine has okuma düzeniyle özellikle dikkat çeker. Paris betimlerinin önemseneceği, ilk cümlelerden itibaren kendisini belli eder. Anlatıcımızın erkek olduğunu hissederiz, kendisi sokakları dolaşarak La Maga isimli bir kadını aramaktadır. Bu kadın onun sevgilisidir. Aralarındaki […]
Conrad – Karanlığın Yüreği
Karanlığın yüreği Uzun ve biraz da yorucu bir önsözün ardından öykümüz bir keyif anının betimlenmesiyle açılır. Dört arkadaş, Thames Nehri’nin denize açılan noktasında, seyir halindeydiler. S 39: Bir denizciydi ama aynı zamanda bir gezgindi; oysa birçok denizcinin – şayet bunu böyle ifade etmek doğruysa – durağan bir hayatı vardır. Sürekli evde oturmayı düşünürler ve evleri […]
Dino Buzzati – Tatar Çölü
Tatar Çölü Bu eseri “savaş” anlatısı yapılan romanların listelendiği bir yazıda görmüştüm. Konusu itibariyle böyle bir listeyi bence hak etmemektedir. Romana bir askeri tesis mekân olmuştur. Fakat bu tesis rahatlıkla büyük bir holding de olabilir. Askerler de beyaz yakalılar… Okuru çabucak atmosfere çeken sade bir üslupla açılır roman. Kendinizi genç bir subayın hayallerinde bulursunuz. Drogo […]
Charlotte Bronte – Jean Eyre
jean eyre Bilinir ki bu roman kadın haklarına dönük ilk radikal eserlerden birisidir. Feminist literatür için kıymetlidir. Yazar da dikkatli incelenince bu ereği tamamıyla merkeze koymuştur: Jane, daima keskin kararların gölgesindedir. Genelde karşısında bir erkek vardır. Bu erkek güçlü, çoğunlukla baba figüründedir. Dolayısıyla hem aşka hem babalığa karşı bir başkaldırı niteliği taşır bu roman. St. […]
Cossery – Dilenciler ve Kibirliler
Dilenciler ve kibirliler Roman, Gohar isimli bir karakterle açılır. Zihnimde genç bir adam olarak canlanan Gohar’ı gündelik bir öfkenin yansımasında tanırız. S 8: Gohar mümkün olduğunca az eşyayla yaşıyordu. Konforun en temel öğelerini uzun zaman önce unutmuştu. Eşyalarla çevrili olmaktan nefret ederdi; eşyalar sefaletin gizli tohumlarını taşırdı, sefaletin ölü ve ruhsuz varlığıyla kaçınılmaz olarak melankoliye […]
Emily Bronte – Uğultulu Tepeler
Uğultulu tepeler Uğultulu Tepeler, büyük bir evin ismidir. Tepede, kendi başına, engin bir manzaranın kıyısında… Evin sahibi ise uğultulu sesler eşliğinde ömür tüketen huysuz ve yaşlı bir adamdır: Mr. Heatcliff! …ve pek de istenmeyen bir komşu: Mr. Lockwood. Roman, bu iki adamın tanışmasıyla açılır. S 15: Bu eve o kadar az konuk gelir ki, doğrusu […]
Aytmatov – Deniz Kenarında Koşan Ala Köpek
deniz kenarında koşan ala köpek Destansı bir anlatım… Sözlü edebiyatı özümsemiş olan Aytmatov kendi “sözünü” oluşturmuştur. Eski çağlara ait, deniz kıyısında yaşayan bir balıkçı topluluğunu okuruz; onların geleneklerini, hareketlerini, günlük rutinlerini öğreniriz. Karakter merkezli ilerlemez eser. Topluluk anlatılır. Diyalog fazla yoktur. Detay ise çoktur. Bu da romanın hacmini düşürür. Ala Köpek Dağı isimli bir dağ […]
Burhan Sönmez – Labirent
labirent Kitabın arka kapağındaki metin şu zarif cümleyle son bulur: Labirent, yüzeyde hüzünle akan, derinde keskin akıntılara kapılan bir yeni çağ romanı. Roman ise şu cümlelerle başlıyor: Saat çalıyor. Bir yük gemisinin yorgun tayfalarını çağıran yemek ziline benziyor saatin sesi. Yük gemilerini kim anımsar ki? Romanımızın başkahramanı Boratin’i evinde, etrafını yabancı gözlerle incelerken yakalarız. […]
Alain Fournier – Adsız Ülke
Adsız ülke Özellikle Avrupa edebiyatını derinden etkileyen bu klasik eser bir çocukluk samimiyetiyle açılır. İki çocuk aynı çatı altında tanışmışlardır. Çocukluğa özgü bir samimiyetle de hemen hayallerini paylaşmaya başlamışlardır. S 26: Augustin Meaulnes’ün tam iyileşmeme rastlayan gelişi, yeni bir yaşamın başlangıcı oldu. O gelmeden önce, saat dörtte dersler bitince benim için uzun bir yalnızlık akşamı […]